AİLE; TOPLUMUN YAPITAŞI

2011-04-25 22:25:00

 

AİLEMİZ VE BİZ

 

      Ailemiz anne, baba ve çocuklar ile ebe beyinlerden oluşur. Ailemiz bizlere Allah’ın lütfüdür. Bizim mülkümüz değil bize emanettir. Ancak bizim olmadığı halde bizim en değerli varlığımızdır. Bir yandan neslimizin devamı, biryandan bizi hayata bağlayan bir güzellik ve zevkli meşgaledir. Ebe beyinler ise sayıp seveceğimiz, bize dua eden, bilgi ve tecrübelerinden yararlanacağımız değerli yakınlarımızdır.

 

      Aile içinde sıkıntı ve külfetler, çatışmalar, anlaşmazlıklar olacaktır. Hem de bu durumlarla sıkça karşılaşacağız. Aile içinde en önemli silahımız sabır ve anlayış olmalıdır. Eğer sabredersek her açıdan karlı çıkacağımızı ileride göreceğiz. Bir de aile içi ilişkilerde sevgiyle, şefkat ve yardımlaşma düşüncesiyle yaklaşmak; diyalog yolunu yöntem olarak benimsemek gerekir. İkna ve inandırma yöntemi ve yönetimi aile içinde uygulanmalıdır.

 

    Karı koca kavgaları, gelin kaynana kavgaları, kuşak çatışmaları, tamamen gereksiz muhataplıklardan ve hoşgörüsüzlükten ileri gelir. Aslında ne gelin kaynanayı değiştirebilir ne de kaynana gelini değiştirebilir; aslında birbirilerini değiştirmesi de gerekmez. Zamanında gönül seçmiş, beğenmiş ve sevmiş kabul etmiş alınmıştır. Artık o bizimdir; emanettir, mesuliyeti de bizimdir. İşte bilinmesi gereken bütün mesele de budur. İkisi zaten ayrı bireyler ve ayrı kuşaklardır. Aynı düşünmeleri, aynı davranmaları beklenmemelidir; böyle bir beklenti içinde olmak abestir.

 

       Bizimki şöyle de başkasının ki böyle değildir. Bazı şeyler cinslerin fıtratıyla, alışkanlıkları, tecrübeleri ile ilgilidir. Kolay ulaşılan, hep yanımızda olan, kanıksanan değersizleşmemelidir. Bizim saydığımız şeyler bize emanet değil midir? Aslında bizim olması; teklifsiz paylaşımlar demek istiyorum; en önemli özelliktir. Başkasından bekleneni bizim yanımızda olan; önceden sevip benimsediğimiz de verebilecektir. Tabi bir de inanç boyutu var ki olmuş olan doğrudur; olmuş olanda hayır vardır; olmuş olan kaderdir; kader olmuştur; onu keder haline getirmemeliyiz.

 

       Kadın ezelde Âdemden bir cüz alınarak ama kopyalayarak, ama klonlayarak Allah’ın ilmiyle yaratılmıştır. Bunun nasıl olduğunu biz bilemeyiz; bilmemizin de ilişkiler açısından önemi yoktur. Bu nedenle kadın erkeğe tabi olmalıdır; ya da tabi olabileceği erkeği seçmelidir; sevmelidir; sadakat göstermelidir; erkek de kadına sahip çıkmalı; sevgi ve şefkat göstermelidir. Kadın erkek ilişkisi tamamlayıcı bütünleyici olmalıdır. Somut sembollerle anlatmak istersek bu birlikteliği tencere kapak ilişkisine benzetebiliriz. Zaten halk arasında da “tencere yuvarlanmış; kapağını bulmuş “ diye uyumlu giden birliktelikleri anlatan çok güzel bir tabir vardır ve uyumlu olan böyle bir ilişkiyi bundan daha güzel anlatmak da mümkün değildir.

      Çocuklar ise Allah’tan bir lütuf olarak verilen en güzel emanet, mutluluk kaynağımız, en güzel nimettir. Aslında onların külfeti bile nimettir. Bizi hayata bağlayan, neslimizi devam ettirecek olan; yaratıcıya şükür vesilemiz olan ve hayattaki en önemli sorumluluğumuz ve mutluluğumuzdur. Allah acılarını göstermesin; âmin.

      Çocukların yetiştirilmesinde de azami gayreti gösterirken; ailesine, topluma ve insanlığa faydalı bir fert olmasını sağlamalıyız. Çocukları yetiştirirken ve onlar için bir şeyler yapmaya çalışırken; onların birer farklı birey; farklı fıtrat ve karakterlere sahip olduklarını asla unutmamalıyız. Onlar bizim mülkümüz olmadığı gibi üzerinde kayıtsız şartsız tasarruf sahibi olduğumuz ve olacağımız varlıklar değildir. En az başka insanlara veya yabancılara gösterdiğimiz saygı ve toleransı onlara da göstermeliyiz. Onların da bir doğası, bir kapasitesi ve fıtratı vardır; ne yaparsak yapalım kader rolünü oynayacaktır ki bu bazen bizim hoşumuza gitmeyebilir.

0
0
0
Yorum Yaz