ANADOLU'DAN ÇIKIŞ

2011-04-25 23:58:00

 

ANADOLUDAN ÇIKIŞ; 2. ERGENEKON; ANADOLU

“SEMAYA/GÖĞE YÜRÜYÜŞ”

 

        Bin yıllık Anadolu serüveninin sonuna geldik. Ya ezilip bükülüp, büzülüp, küçüleceğiz kendimize koza öreceğiz; sonunda da bu kozanın içinde boğulup yok olacağız; silinip gideceğiz ya da iddialı bir ifade ile katkı sağlayacağız, üzerimize düşen sorumluluğu fazlasıyla yerine getireceğiz; dünyaya format atacağız. “ İsteyen inanır; inanan yapar.” Kitaba sarılıp, karşılık beklemeden, yardımlaşarak yürümek, birlik, dirlik ve dirilik içinde yaratıcının rızasını dilemek ve rızayı ilahiye erişmek yolunda temsil ve tebliğ yönünde yürüyeceğiz. Bu bizim için aynı zamanda “Ergenekon’dan ikinci defa çıkış” olacaktır.

 

        Anadolu dünyanın kalbidir; HARDLAND; bizim yurdumuz; emanetimiz Yaradan’dan bize. Burası balkanlar, Kafkaslar ve Basra sacayağının ortası; kor yığınıdır. Burada ancak adalet, güzel ahlak ve alternatifli bir yaşam felsefesi ve hizmet aşkıyla ile devamlılık gösterilebilir; gösterebiliriz. Bu kolay değildir; bedel ister, o sorumluluğu alacak inanmış kadrolar, adanmış ruhlar; samimi, sabırlı yüreğiyle yaşayan, yüreği ile düşünen, yüreği ile davranan disiplinli insanlar ister. Fıtrat, istikamet, gayret bizden; sonuçları Allah’tandır. Ve buradan üç çıkış yolu vardır. Balkanlar, Kafkaslar ve Basra. Buralar ise insanlık için çatışma ateşinin hiç sönmediği çatışma yerleri ve geçiş yollarıdır. Bunun dışında Çıkışlar; dünyaya açılım ise doğu Akdeniz, Adriyatik, Karadeniz ve Baltık ile Anakara Orta Asya’dır. Buralardan Bütün Dünyaya yol açabilirsiniz; yol alabilirsiniz, ulaşabilirsiniz, yardım edebilirsiniz; kendinizi ifade edebilirsiniz.

 

          İki yol var: insanlara ve insanlığa hizmet sadakadır; ibadettir, Allah’ın rızası bu yolda ve yöndedir diyenler, bir yanda ise bu sayılanları yapmanın gereksiz sorumluluk, gereksiz külfet olduğunu savunanların yolu. Birinci yoldan yürüyenler çoğu zaman sıkıntılar, acılar çekmiş, alın teri dökmüş olabilirler ama tarihi de onlar yazmışlar; tarih de onları yazmıştır. Yine onların mutluluk katsayıları gözyaşları ile orantılı olarak hep daha fazla olmuş; cennetleri bile özendirmişlerdir. Onlar belki de ölmemişler; yok olmamışlar; sanki hep yaşamışlardır.

 

          Burada çok sevdiğim bir değişim modelinden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Kesif bir damla boyanın bir kova suyun rengini kendisinin rengine döndürdüğü gibi adanmışlık ruhu ile samimiyetle yapılan doğru işler mutlaka başarıya ulaşmaktadır; istenilen değişimi başlatmaktadır; fitili ateşlemektedirler. İlahi adalet kendi düzleminde böyle şekillenmiştir. Burada durduğumuz yeri doğru tanımlamak, yönümüzü ve yanımızı/yanımızdakileri doğru seçmemiz gerekmektedir. İnanıyorsak asla tereddüt etmemeliyiz. Hüt hüt kuşu misali safımızı doğru seçersek, başaramamış olsak bile kurtuluş ve mutluluk bizim arkadaşlarımız olacaktır. Yaratıcıya inanan ve ona sığınan için korku da yoktur; yokluk da yok olmuştur. Samimi niyet ve emek asla eli boş dönmemiştir. Başarmamak için başka ne sebep kaldı ki…. H.A.KISMET

 

0
0
0
Yorum Yaz