BİR NEVİ AHİRET DÜŞÜNCESİ

2012-07-05 09:21:00

  Anne rahmine düşen ikiz kardeşler önceleri herşeyden habersizmiş. Haftalar birbirini izledikçe onlar da gelişmişler. Elleri, ayakları, iç organları oluşmaya başlamış. Bu arada, etraflarında olup biteni farketmeye başlamışlar. Bulundukları rahat, güvenli yeri tanıdıkça mutlulukları artmış. Birbirlerine hep aynı şeyi söylüyorlarmış: “Anne rahmine düşmemiz, burada yaşamamız ne harika değil mi? Hayat ne güzel şey be kardeşim!” Büyüdükçe, içinde yaşadıkları dünyayı keşfe koyulmuşlar. Öyle ya, hayatın kaynağı neymiş? İşte bunu araştırırken, anneleriyle onları birbirine bağlayan kordonu farketmişler. Bu kordon sayesinde hiçbir zahmet çekmeden, güven içinde beslenip büyütüldüklerini anlamışlar. “Annemizin şefkati ne kadar büyük! Bize bu kordonla ihtiyacımız olan herşeyi gönderiyor.” Aylar birbiri ardınca geçiyor, ikizler hızla büyüyor, diğer bir deyişle “yolun sonu”na yaklaşıyorlarmış. Bu değişiklikleri hayretle gözlemlerken, bir gün gelip bu güzelim dünyayı terkedeceklerinin işaretlerini almaya, dokuzuncu aya yaklaştıklarında, belirtileri daha kuvvetli hissetmeye başlamışlar. Durumdan telaşlanan ikizlerden birisi diğerine sormuş: “Neler oluyor? Bütün bunların anlamı nedir?” Öteki daha sakinmiş, üstelik, bulundukları bu dünya çoğu zaman ona yetmiyor; sezgileriyle daha geniş bir alemi arzuluyormuş. Cevap vermiş: “Bütün bunlar, bu dünyada daha fazla kalamayacağız anlamına geliyor” ve eklemiş: “Buradaki hayatımızın sonuna yaklaşıyoruz artık.” “Ama ben gitmek istemiyorum” diye haykırmış kardeşi. “Hep burada kalmak istiyorum.” Öteki, “Elimizden gelen birşey yok, hem, belki doğumdan sonra bambaşka bir hayat ... Devamı

berat duası

2012-07-05 08:59:00

Euzü billahi mine'ş-şeytani'r-racîm Bismillahi'r-rahmani'r-rahîm Ey Bizleri varlığa erdiren, Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran, Güzeller Güzeli Rabbimiz! Sana sonsuz hamd ü senalar olsun. Kainatın İftihar Tablosu peygamber efendimize Sonsuz salât ü selam olsun. Gufranla ufkumuzda tüllenen şu mübarek berat ve gufran gecesinde bir kere daha dergâh-ı ilahînin önünde el açıp yalvarıyoruz: 1. YA İLAHE'L-ALEMİN! Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla rahmetinin vüs'ati genişliğindeki kapına dayanıyor, şu mübarek berat gecesinde bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz. Hâlimiz Sana ayan, söyleyeceklerimiz bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz asırlardan beri bizi kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman.. icabet buyur ey Rahîm ü Rahmân! 2. EY ÇARESİZLER ÇARESİ! Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur; ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur. Bütün dileklerimizi kabul buyur ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur; aç ve yalnızlıkla tir tir titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur. Ciddi bir yol almış sayılmasak da yıllar var hep yollardayız. Ufkumuz gam ve kederle tülleniyor. Önümüzdeki engebeler beşer takatini aşkın görünüyor. Ümmet-i Muhammed (aleyhissalatü ve't-teslîmât) perişan, derbeder ve ızdırap içinde.. müslümanlık gelenek ve göreneklerin darlığına mahkum.. ibadet ü tâat kültür televvünlü.. duygular, düşünceler fantezilere emanet.. mücadelelerin esası da çıkarlar, menfaatler, ırkî mülahazalara dayalı. Sen bizlere çıkar yol lutfeyle ya rabbi! 3. YA RAB! Ön&uu... Devamı

diyaloğ, işbirliği, dayanışma

2012-04-20 21:33:57

SAMİMİ İŞTİRAK ( Ü AMEL )   Nasıl ki dört beş adamdan iştirak niyetiyle biri şişe, biri lamba, biri fitil, biri gaz yağı, biri kibrit getirse lambayı yandırsalar; her biri tam bir lambaya sahip bir lambaya sahip oluyorlar. Her bir adam duvarda birer aynası olsa; o lamba her bir aynada tam ve bütün olarak temessül eder; eksiksiz olur; görünür. Ya da o beş adam veya daha fazlası karanlıkta olsa bir iş işleseler, okusalar, yazsalar, her biri işini tam görür; görebilir. Ayrı ayrı olsalar ne şişe sahibi, ne lamba sahibi, ne de fitil, kibrit, gazyağı sahibi ve diğerleri işlerini göremez, ellerindekiler bir işe de yaramaz. Aynen öyle de; uhrevi manada ortaklık ve dayanışmada da ihlas ile iştirak ve sırr-ı uhuvvet ile tesanüd/dayanışma ve sırr-ı ittihad ile teşrik-ül mesai, o iştirakı amelden hasıl olan umum nur/sevap iştirakçilerinin her birinin defter-i amaline bitamâmiha gireceği ehl-i hakikat mabeyninde meşhud ve vâkidir. Ve vüs'at-ı Rahmet ve kerem-i İlâhînin gereğidir.      ( Lem’alar’dan alıntı ) Devamı

HZ ALİ'YE SORULAN

2012-03-12 12:25:39

‎ 4 SORUYA 4 CEVAP Bir adam Hz. Ali’ye geldi ve “Sana sormak istediğim dört sorum var” dedi.  İlim Şehrinin Kapısı “Buyur, sor” dedi. Adam sordu:  “Vacip nedir? Vacipten evvel vacip nedir?...” Hz. Ali cevap verdi: “Tövbe etmek vaciptir; günahları terk ise ondan önce vaciptir.”  Adam sordu: “Yakın nedir? Yakından yakın nedir?”  Hz. Ali cevap verdi: “Kıyamet yakındır ölüm ondan daha yakındır.”  Adam sordu: “Acayip nedir? Acayipten daha acayip nedir?”  Hz. Ali cevap verdi: “Dünya acayiptir dünyayı sevmek ise ondan daha acayiptir.” Ve adam son olarak, şu soruyu sordu.  “Zor nedir? Zordan daha zor nedir?”  Ve Hz. Ali, bu son soruya da, şöyle cevap verdi:  "Kabir zordur; azıksız, amelsiz kabre girmek ondan daha zordur."  Devamı

CUMA

2012-01-09 19:00:00

CUMA Cuma İslam’ın sade, anlamlı, uygulamalı en basit tanımı;  islamın demosu/temsilidir. İslam’ın birlik ve beraberlik; birleştiricilik; kardeşlik ve Allah katındaki adalet, eşitlik ve ruhun bedene, kalbin beyine üstün olduğu; nefsin gururu ve kibrinin sıfırlandığı bir inanç, ibadet,  inanış biçimidir. Özgür ve cemaat halindeki bütün erkek Müslümanlara farzdır. Erkekler bu ibadeti yerine getirdikleri zaman hanımları ve kızları da görevi ifa etmiş sayılırlar. Cuma haftada bir gün Cuma günleri öğlen vaktinde kılınan bir namaz ibadetidir. Farzı 2 (iki) rekâttır. İmam ile kılınır. İmam yoksa ve şartlar oluşuyorsa kuran/dini bilgisi en fazla olan kişi imamlık yapar. Bir kişi de müezzinlik yapar. Cuma mini bir mahşer provası da sayılabilir. Kimsenin irk, renk, mevki, makam, zenginlik, mal mülk üstünlüğü olmada ve hiçbir sınıf farkı gözetilmeden saflara dizildiği; en yüksek seviyedeki birinin alnını en düşük gördüğü bir kimsenin ayak bastığı yere alnını koyması; gururun, kibrin sıfırlandığı; enaniyetin/benliğin kırıldığı insanın ise yüceldiği bir durumdur.  Yaratıcının karşısında O’na kulluğun ifadesi; bir taraftan da Allah katında en yüksek düzeye çıktığı andır. İmamın grövleri geniş ve üç bölümdür. Hutbe, dua ve imamlıktır. Cemaat ise niyet ile imama katılır ve tabi olur. Bu tabilik aynı zamanda içinde yaşanılan topluma da bir ünsiyet bir tabiliktir. Bir sılayı rahim, aslına dönmek veya aslından kopmadan ileri yürümektir. Yukarıdaki anlayış ve algılamalardan sonra Cuma için Hümanizmanın da doruk noktasıdır diyebiliriz. Bu durumu bilselerdi bütün dinler cumaya katılırlar; hatta dinsiz olan âlimler, entellüekteller, sosyalistler, komünistlerinde cumaya ge... Devamı