VÜCUDUMUZUN BİYORİTMİ (BİYOLOJİK SAAT)

2011-04-23 01:12:00

 

İnsanın doğasına/fıtratına uygun yaşaması hayatımızı kolaylaştıracak; verimli hale getirecektir.  Aynı zamanda ömrümüzü sağlıklı ve konforlu yaşamamızı sağlayacaktır. Yine günlük çalışmalarımızda enerjimizi verimli kullanmak, daha az yorularak daha fazla iş yapabilmemiz yanında kolaylaştırıcı etkileri ile birlikte başarılı olmamıza da katkı sağlayacaktır.  

İnsan hayatında iki türlü ritim mevcuttur. Birincisi bir günlük değişimler, ikincisi ise yıllık değişimler. Biz burada bir gün içindeki insan vücudunda meydana gelen değişimler ve bu değişimlere göre neler yapılmasında fayda olacağı yönünde görüşlere yer vereceğiz. Yıl ve yaş dönümleri ile ilgili kısmı başka bir yazımızda ele alacağız.

24 saatlik yaşam döngüsü başka başka canlılarda farklı olabilmektedir. Çünkü her canlının yaşamsal faaliyetleri, beslenme alışkanlıkları, dinlenme zaman ve periyotları faklı farklı olmaktadır. Yine belirlenen saat dilimleri sonradan belirlenen suni aralıklardır; ileri geri alınabilmektedir. Gerçek biyolojik saat güneşin dünyanın ve ayın konumlarına ve hareketlerine bağlı olan zaman dilimleridir. Yani saat yerine imsak, seher, kuşluk, öğlen, gün ortası, ikindi, grup,  akşam, yatsı ve gece yarısı zamanları gibi tabir ve tarifler daha doğru olacaktır.

Hemen burada saatleri hiç şaşmayan horozlar akla gelmektedir. Gerçek biyolojik saatleri onlardan iyi kimse bilemez. Araştırıldığında Horozların ritimlerinin insanların ritimlerine yakın veya uygun olduğu gözlenecektir. Belki yaratılış gayelerinden biri de bu durum olabilir. Şimdi saat saat bir günün hikayesine bakalım:

21.00: Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir; istirahata geçerler. Bu saatten sonra yemek yenmemelidir; yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır. Ve bu durum tehlikelidir; ancak bir miktar meyve yenebilir, alkolsüz içecekler içilebilir. Özellikle bu saatten sonra davetleri sevenler dikkatli olmalıdırlar.

22.00: Bu saatte vücutta melatonin hormonu salınımı artmıştır; vücut ve organlar istirahata hazırlanmaktadır; günün yorgunluğundan sonra organizma dinlenmelidir; bir nevi sarj olmalıdır. Kalp atım hızı yavaşlar, kan basıncı düşer;  kandaki akyuvarlar aktiftir. Normal insanlar için yatağa girme zamanıdır. Çocuklarda fiziksel değişiklikler gözlenebilir.

23.00: Organizma gün boyunca aktif bir şekilde faaliyet gösteren stres hormonu kortizon ve ona bağlı hormonların salgılamasını durdurur. Bu saatte sakinleşiriz, rahatlarız, gevşeriz. Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti en alt düzeydedir. Tansiyon, kalbin frekansı ve vücudun ısısı düşer. Uyku saatidir.

24.00: Uyuduğumuz sırada deri hücreleri durmadan çalışır; gündüzde olduğundan daha sık bölünürler. Melatonin salınımı en üst düzeylere çıkar. İlk rüya safhası bu saatte başlar ve ilk yarım saat içinde rüya görmeye başlarız.

01.00: Verimliliğimiz en alt düzeydedir. Bu saatte hala çalışanlar hata yaparlar; zorunlu olmayanlar çalışmamalıdırlar, dikkat son derece azalır. Çünkü vücut kendini uyumaya programlamıştır. Bu saatlerde en derin uykuya dalınır; en çok dinlendiren uyku ba saatlaerdeki uykudur.

02.00: Araba sürenler bu saatte dikkatli olun. Yolda olanlar arabayı çok dikkatli sürmelidirler. Çünkü görme zayıflar, görünenlere karşı tepki yavaşlar. Bu nedenle trafik kazaları da bu saatte olur. Vücudumuz soğuğa karşı aşırı derecede hassastır. Çabuk üşürüz. Fakat derimiz acıya karşı fazla hassas değildir.

03.00: Melatonin hormonunun salgılanması bizi tembelleştirir ve oldukça kararsız yapar. Bu safha bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşır.
             04.00: Stres hormonları yeniden artmaya başlar. Enfarktüs krizleri saat dört ile altı arasında özellikle fazladır. Çünkü tansiyon oldukça fazla yükselir, kalp damarları çabuk gerilir. Hamile kadınlar için de değişik bir durumdur bu. Çünkü yapılan araştırmalara göre bebekler daha çok saat dört ile beş arası dünyaya gelir.

05.00: Bu saatte vücuttaki gittikçe kortizon seviyesi artmaya başlar. Buna bağlı olarak vücudu hareketli bir durma hazırlayan hormonlar da artmaya başlar. Erkeklik hormonu/testesteron fazla salgılanır. Stres hormonunun konsantrasyonu bizi yeniden faaliyete geçirmiştir. Bu hormon gündüz değerinin tam altı katına çıkar. Diğer hormonların salgılaması en üst düzeye çıkmaya başlar. Kortizon salgılanmasıyla organizma uyanır. Bu uyanma vücut için kendini yavaş yavaş kalkmaya hazırlama işaretidir.

06.00:-07.00: Metabolizma hareketlenir ve o günün işleri için enerji ve proteinler hizmete hazır olur. Vücudumuz harekete geçer, kaybolan enerji yeniden geri gelir. Artık yeni bir güne başlamak için vücudumuz hazırdır. Vücut %50-60 faaliyete geçmiştir ama bu saatte ağır spor yapmaktan kaçının. Çünkü kalbe ve dolaşıma gereksiz yere yüklenilmiş olur. Spor yerine yürüyüş yapın ve güzel bir kahvaltı edin, çünkü sindirim organları bu saatte iyi çalışır; kahvaltıda karbonhidratlar yararlıdır; gün boyu enerjiye ihtiyaç olacaktır; enerjiye çevrilir; oysa geceleri ise yağa çevrilerek depolanır.

08.00:-09.00: Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saattir. Herhangi bir hastalık için ilaç alacaksanız bu doğru zamandır. Vücudumuz dış etkilere ve röntgen ışınlarına karşı daha dirençlidir.

10.00-11.00: Organizma şimdi faaliyette en verimli zamanında ve durumundadır. En hareketli  güçlü durumdadır; enerjiktir, vücut en yüksek ısısına ulaşmıştır, verimliliğimiz en üst düzeydedir. Kısa süre belleği iyi durumdadır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur.  Vücudumuzun tam formunda olduğu bir saattir. Kalp ve dolaşım o kadar zinde durumdadır ki, yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Verimli olmaya programlanmışızdır. Sanki savaşa hazır durumda gibiyizdir. Hazır cevabızdır ve özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde hiç zorlanmadan yapılabilir.

12.00: Vücudun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Dikkat azalır ve  uyku basar. Midedeki asit miktarı fazlalaşır (hatta bir şey yemesek bile), beyindeki kan azalır, çünkü kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılır. Bu saatlerde uyuma imkanı olanlar 30-45-60 dakika uyumalıdırlar. Öğle uykusu uyuyabilen kişide istatistiklere göre enfarktüse yüzde 30 oranında az rastlanır.

 13.00: Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının % 20 aşağısındadır. Bütün organlar en alt düzeyde çalışır. Sadece sindirim salgıları ve safra, öğle yemeğini hazmettirmek için faaliyettedir.

14.00: Kendimizi bitkin hissederiz, çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşmüştür. Diş hekiminden  korkan kişi doktordan bu saatte randevu almalıdır. Çünkü bu saatte acıyı daha az hissederiz. Lokal anestezi uzun süre devam eder

15.00:-16.00: Yeni işlere hazır olun. Enerjimiz yeniden geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. İkinci kez verimliliğe yaklaşırız, gerçi bu verimlilik sabahkinden azdır. Spor faaliyetleri için en iyi saattir. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır. Antrenmanlar için de en iyi zamandır.

17.00: Organların faaliyeti üst düzeydedir. Kuvvetimiz artar, oksijenin harcanması fazlalaşır. Böbrekler ve mesane özellikle çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır. Fakat mide ülseri olan hastalar için durum kritiktir. Öğleden sonra geç saatlerde ve akşamın ilk saatlerinde günün yorgunluğu ve stresine bağlı olarak midedeki asit miktarı fazlalaşır. Saat 17'ye doğru mide kanamasından dolayı hastanelere gelenlerin sayısı artar. Midesi hassas olanların öğleden sonra ilaçlarını almaları önerilir.

18.00: Akşam yemeği için iyi bir saattir: Pankreas bu saatte özellikle aktiftir. Karaciğer faal ve dayanıklı sayılabilir.

19.00: Nabız yavaşlar Tansiyon düşer bu saatte vucut tembelleşir. Bu nedenle; tansiyonu düşüren ilaçlar konusunda dikkatli olmalısınız.  Bu ilaçlar tehlikeli olabilirler. Sinir sistemi üzerinde etkili olan ilaçların tesir derecesi de bu saatte oldukça fazladır.

20.00: Karaciğerdeki yağ düzeyi düşer ve kandaki gıdalarla alınan karbonhidratlar, proteinler, yağlar kullanılmıştır. Bundan sonra alınanlar harcanmaktan çok çeşitli şekillerde depolanacaklardır.  Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalıdırlar. Etkisi daha iyi görülür. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde olur. dr kısmet serçe

 

 

0
0
0
Yorum Yaz